Prof. Dr. Çağatay Güler hem tıp doktoru (akademisyen) hem de yazardır.
Tıbbi ve Akademik Kariyeri:
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunudur. Uzun yıllar boyunca fizyoloji ve halk sağlığı alanlarında çalışmış, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'nda öğretim üyeliği ve başkanlığı yapmıştır. Çevre sağlığı, sağlık eğitimi ve koruyucu hekimlik alanlarında bilinen bir uzmandır.
Yazarlık Kimliği:
Akademik ve mesleki kitaplarının yanı sıra tıp tarihi, tıp mizahtı, aforizmalar, çevre sorunları ve deneme türünde çok sayıda esere ve köşe yazısına imza atmıştır. Çeşitli platformlarda (örneğin Bianet gibi mecralarda) toplumsal olaylar, sağlık politikaları ve kültürel konularda yazarlık yapmaktadır.
"Asacaksın Bu Doktorları", Prof. Dr. Çağatay Güler tarafından yazılmış, Türkiye'deki sağlık sisteminin yapısal sorunlarını ve hekim-hasta ilişkisini kara mizah yoluyla ele alan hiciv türünde bir kitaptır. Kitapta doğrudan ya da satır aralarında değinilen, dönemin ve sistemin trajikomik halini özetleyen bazı mizahi yaklaşımlar ve anekdot temaları şunlardır:
1. İsmin Trajikomik Hikayesi (Evren Paşa Göndermesi)
Kitabın adı zaten başlı başına dönemin en büyük kara mizah örneğidir. Çağatay Güler, Ordu'da Sağlık Müdürü olarak görev yaptığı dönemde, Kenan Evren’in hekimleri hedef alan "Doktorlara bayrağın ucundan tutun diyoruz, kaç para vereceksin diyorlar" sözünün yarattığı toplumsal algıya tepki olarak bu adı seçmiştir. Kitabı yazıp doğrudan Cumhurbaşkanlığına göndermiş, herkes bir ceza veya olumsuzluk beklerken Köşk'ten "teşekkür edilerek okunmuştur" yanıtı gelmiştir. Sistemin en tepesindeki sert dile, edebiyatın yumuşak ve ironik diliyle verilen bu yanıt kitabın en büyük anekdotudur.
2. Sağlık Ocağındaki Mektup Sağanağı
Yazar, ilk kitabı "Orada bir sağlık ocağı var... ve ocak hekimi" çıktıktan sonra Türkiye'nin dört bir yanından hekim meslektaşlarından gelen şikayet ve itiraf mektupları altında kalır. Bu mektuplarda öyle absürt durumlar vardır ki, hastalar hekimleri en ufak bir sistemsel aksaklıkta (örneğin elektrik kesildiğinde veya ilaç bittiğinde) doğrudan "vatan haini" veya "paragöz" ilan etmektedir. Güler, bu mektuplardaki abartılı ve haksız halk öfkesini "Evet, asacaksın bu doktorları ki rahat edelim!" ironisiyle okuyucuya sunar.
3. "Tıbbiyeden Her Şey Çıkar, Arada Bir de Doktor Çıkar" İronisi
Kitap, tıp fakültelerindeki eğitim sisteminin ve hekimlerin vizyonunun sadece reçete yazmaktan ibaret olmadığını savunur. Sistem hekimleri tamamen mekanik birer memura dönüştürmeye çalışırken, hekimlerin bu baskı altında delirmemek için sanata, edebiyata ve mizaha sığınışını anlatır. Sağlık sisteminin tüm yükünü çeken doktorların, nöbet aralarında veya poliklinik odalarında bürokrasiyle verdikleri absürt savaşlar tam bir durum komedisi olarak işlenir.
4. Günah Keçisi İlan Edilen Hekimler
Kitapta anlatılan en temel durumlardan biri, hastanede sedye bulunmamasından, ambulansın benzini olmamasına kadar tamamen bakanlığın veya hastane yönetiminin hatası olan her şeyin faturasının, o an hastanın karşısında duran tek kişiye, yani doktora kesilmesidir. Hastanın, sistemin eksikliğini doktora bağlayıp "Siz zaten anca para almayı bilirsiniz" diye çıkışması, hekimlerin ise cebinden malzeme alarak pansuman yapmaya çalışması gibi trajikomik gerçekler hicvedilir.