hekim.org

Güncel & Güvenilir

Ozon Yağlarının Etki Mekanizmaları ve Olası Kullanım Alanları



Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?Email this to someoneShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterPrint this page

Dr. M. Bulent Uysal

Yağ ve Ozon Etkileşimi

Yağların karbon atomları arasında çift bağlara sahip (doymamış) yağ asitlerini içermeleri, onların ozonlanabilmelerine imkân sağlayan kritik özellikleridir. Yağların ozonlanma mekanizması, mutfaklarda yaygın bir şekilde kullanılan margarinlerin oluşumuna benzemektedir. Margarin üretimi için, doymamış yağ asitleri içeren sıvı yağlar hidrojen ile doyurulurlar. Böylece ortaya sıvı bir yağdan, katı bir yağ olan margarin çıkar [1]. Yağların ozonlanmasında da, sıvı yağlardaki bu doymamış yağ asitlerinin varlığı önem kazanmaktadır.


Şekil 1. Oksijen ve ozonun moleküler yapıları

Üç oksijen atomundan oluşan ve bu hali ile reaktif (kararsız) bir molekül olan ozon gazı, en kuvvetli oksitleyici moleküllerden birisidir (Şekil 1) [2]. Doymamış yağlarla bir araya getirildiğinde, kendisini oluşturan oksijen atomlarını, temas ettiği yağ asitlerinin çift bağlarına aktararak yağları okside etmekte ve ardından yağ asitlerinin parçalanmalarıyla ortaya yeni ürünler (lipit oksidasyon ürünleri) çıkmaktadır (Şekil 2) [3].


Şekil 2. Yağ asitlerinin ozonlanmasında ozonid ve lipit oksidasyon ürünlerinin oluşumu

Hangi Yağlar Ozonlanabilir?

Teorik açıdan bakacak olursak, doymamış yağ asitlerinden oluşan her türlü yağ ozonlanabilir. Ozonlama işlemi için yaygın olarak zeytinyağı tercih edilmektedir. Fakat fındık, ayçiçeği, kanola, soya yağı gibi yağlar ile nispeten daha az elde edilebilen çörek otu, kayısı çekirdeği, badem, kantaron, susam, keten tohumu ve kekik yağı gibi yağlar da ozonlanabilir. Bu tür yağlarla yapılmış bilimsel çalışmalar da bulunmaktadır [4-7]. Piyasada satılan ürünlere bakıldığında, ozonlanmış yağ üretimi için zeytinyağının diğer yağlara oranla daha fazla tercih edildiği görülmektedir. Bunun dışında kayısı çekirdeği, susam ve çörekotu yağı gibi sıra dışı yağların da ozonlanmış ürünleri bulunmaktadır [8].


Şekil 3. Çift bağ sayısına göre yağ asidi türleri. Şekil, yağ asitlerinin orijinal karbon sayılarına bağlı kalınmadan sunulmuştur. Normalde karbon zincir daha uzundur ve çift bağlar herhangi karbon atomları arasında olabilir.

Ozonlanmış Farklı Yağların Birbirine Üstünlükleri Var mıdır?

Beslenmede önemli bir yeri olan yağların toplumdaki popülaritesi günden güne artmış ve böylece sağlık üzerindeki etkilerine dair bilinç düzeyi de yükselmiştir. İnsan sağlığı açısından faydalı yağların özellikleri artık toplumca da bilinmektedir. Sıvı yağlar katı yağlara göre, zeytinyağı gibi bazı sıvı yağlar da diğer sıvı yağlara göre sağlık açısından üstün özellikler barındırmaktadır. Bazı yağların içerdikleri yağ asitlerinin esansiyel (vücutta sentez edilemeyen ve mutlaka dışarıdan diyetle alınmaları gereken) olmaları ve daha fazla sayıda çift bağa sahip olmaları özellikle tercih edilmelerine neden olmaktadır. Çünkü insan vücudundaki kritik bazı fonksiyonların yerine getirilmesinde çoklu doymamış (en az iki çift bağ içeren) yağ asitlerinin çok büyük önemi vardır [9]. Dolayısıyla, beslenme açısından yağların birbirlerine göre üstünlüklerinin olduğu söylenebilir.

Benzer bir şekilde, farklı türde yağların ozonlanması sonucunda elde edilen okside yağ ürünleri de farklı olacaktır. Sonuçta, oluşan bu farklı okside yağ ürünlerinin de tedavi etkinliği bakımından farklı özelliklerinin olması ve farklı hastalıklara etkili olmaları muhtemeldir. Hatta ozon yağlarının etkilerinden sorumlu olan bu okside ürünlerdeki farklılık, tıbbî etki bakımından bir çeşitliliğe yol açabildiği gibi, elde edilen etkinin derecesi açısından da farklılık oluşturabilir. Az da olsa, bu yönde sonuçların alındığı bilimsel çalışmalar yapılmaya devam etmektedir [3]. Ayrıca, ozonlanma işlemi tamamlandıktan sonra, yağların artık ozon içermediği ve ozon yağlarının kullanım sonrası etkilerinin ozondan değil, ozonun oksitlediği yağ asitlerinin parçalanmasından oluşan yeni ürünlerle olduğu da gösterilmiştir [7].

Sonuç itibariyle, ozonlama işlemi için farklı yağların denenmesindeki maksat; tedavi edici etkileri en belirgin olan yağın tespit edilmesi ve farklı yağlardan elde edilecek farklı okside yağ ürünleri ile ekstra tıbbî etkilerin ve kullanım alanlarının ortaya çıkarılmasıdır. Günümüzde farklı yağların ozonlanmasına rağmen, bunların etkileri arasındaki farkları ortaya koyan karşılaştırmalı bilimsel araştırmalar yok denecek kadar azdır. Bu nedenle hangi yağın ozonlanmış halinin üstün olduğunu söylemek, bu aşamada doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

Oksitlenmiş Yağ Ürünleri ve Ozon Yağlarının Etki Mekanizmaları

Ozon tedavisi üzerine yapılan çalışmalar ozonun farklı tedavi mekanizmaları olduğunu ortaya koymuştur [2]. Ozonun tedavi edici etkilerini kabaca ikiye ayırabiliriz. Bunlardan birincisi direkt etkisidir ve bu etki ozonun kuvvetli bir dezenfektan olmasını sağlar. Ozon, uygulandığı ortamdaki veya enfekte olmuş derideki tüm mikroorganizmaların (bakteri, virüs ve mantarlar) hücre zarlarını oksitleyerek parçalar ve böylece bu mikroorganizmaları öldürerek güçlü bir dezenfeksiyon sağlar [2]. Asıl üzerinde durulan etkileri ise ikincil etkileridir. Ozon bu tür etkilerini, vücuttaki savunma ve onarım sistemlerinin uyarılması üzerinden, endirekt olarak yapar. Bu açıdan bakıldığında, günümüzde yaygın olarak kullanılan ozon tedavi yöntemleri ile elde edilen başarı, esasen bu endirekt etkilerinden, yani potansiyel olarak organizmada var olan bazı koruyucu ve onarım sistemlerini tetiklemesinden kaynaklanmaktadır [2].

Aslında ozon, reaktif özelliğinden dolayı her türlü organik yapıyı oksitlediği gibi, insana uygulandığında vücudun hücresel yapılarını oluşturan organik molekülleri oksitleyerek hasar vermektedir [2]. Bu durum, ilk planda mantığa ters gelebilir ve organizmaya zarar vermenin mantığı anlaşılamayabilir. İşte! Ozonun faydalı etkilere aracılık eden kritik mekanizmaları tetiklemesi, başlangıçta yaptığı bu hücresel hasarın bir sonucudur. Ozonla temas eden hücrelerde oluşan hasar ve bu hasar sonucu hücresel ortama salınan hasarlı moleküller, oluşan hasarı engellemeyi ve tamir etmeyi kendisine görev bilen savunma ve tamir mekanizmalarını güçlü bir şekilde tetiklemektedir. Ortaya çıkan bu güçlü savunma ve tamir cevabı ise, kendisini tetikleyen asıl nedene bakmaksızın, organizmada o anda bulunan bütün patolojilere karşı etkinlik göstermektedir. Organizmada gelişen bu tür cevaplara, non-spesifik (özgül olmayan) cevap denmektedir. Bu özgül olmayan cevap sayesinde, eşzamanlı olarak organizmadaki var olan her patoloji, antioksidan ve immün (bağışıklık) sistemin ve diğer tamir mekanizmalarının iyileştirici etkilerinden pay almaktadır. Görüldüğü üzere tedavi mantığı, aşılarla immün sistemin uyarılması mantığına benzemektedir. Aşılama olayında da, aslında zararlı olan mikroorganizmalar öldürülmüş veya zayıflatılmış olarak veya antijenik bazı yapıları izole edilerek vücuda verilmekte ve kişinin savunma sistemi tetiklenmektedir. Burada tüm işi aşının kendisi değil, onun tetikleyip göreve çağırdığı potansiyel savunma mekanizmalarından biri olan immün sistem yapmaktadır. Benzer şekilde, ozon uygulamasını takiben gelişen tedavi sürecinde ise, başta antioksidan sistem olmak üzere, belirli oranlarda katkılar sağlayan antienflamatuar (iltihabi olayları baskılayan) sistem [10], immün sistem [11] ve salgılanan büyüme faktörleri [12] rol oynamaktadır.

Bütün bu kritik mekanizmaların gerçekleşebilmesindeki temel özellik ise, hücrelerin ve sistemlerin algılama ve birbirleriyle haberleşme yeteneklerinin bulunmasıdır. Organizmada oluşan sorunlar bu sayede algılanır ve sorunun çözümü için gerekli mekanizmalar üzerinden uygun cevapların verilir. Yani, bahsedilen bu savunma mekanizmalarının devreye girmesi için gereken öncelikli olay, gelişen sorundan haberdar olunmasıdır. Nihayetinde, insan vücudunun bir bölümünde veya genelindeki bir problem, kimyasal olarak savunma ve tamir sistemlerine bildirilir. Bu amaçla, hücrelerde oluşan hasarlar sonucu açığa çıkan kimyasal moleküller, bir haberci gibi savunma sistemlerine tehdidin yeri ve büyüklüğü hakkında bilgiler taşır. Ozona bağlı hasar sürecindeki haberleşme ise, organizmadaki hücresel yapıların ve suyun ozonla oksitlenmesi ile ortaya çıkan “lipit oksidasyon ürünleri” ve “hidrojen peroksit” gibi aracı/haberci moleküllerle olmaktadır [13-15]. Hücrelerin yapısal olarak büyük bir bölümünü oluşturan yağlar, hastalığın patolojik mekanizmaları içinde önemli payı olan serbest radikallerin oksitleyici saldırılarına maruz kalırlar. Nihayetinde, hücrenin yapısal yağlarının okside olmasından kaynaklanan okside yağ ürünleri, bir haberci olarak, başta antioksidan sistem olmak üzere, savunma sistemlerini ve birçok biyolojik iyileşme mekanizmasını tetikler. Tüm bu bilgilerden anlaşılacağı üzere, ozonlanmış yağların sağladığı tıbbî etkiler, vücudun sahip olduğu bu mekanizmalar sayesinde elde edilmektedir. Diğer bir deyişle; organizmanın bu savunma ve tamir mekanizmalarını devreye sokmak için, ozonlamayla vücudun dışında elde ettiğimiz ve haberci olarak işlev gören haricî okside yağ ürünlerini kullanırız. Tabiri caizse, vücudun dışında elde ettiğimiz okside yağ ürünlerini kendi habercileriymiş gibi organizmaya inandırarak, vücudun saldırı altında olduğuna dair bir ortam oluşturup, savunma ve tamir mekanizmalarını kontrolümüz altında harekete geçiririz. Hidroperoksitler, ozonidler, aldehidler, peroksitler, diperoksitler ve poliperoksitler yağların oksitlenmesi sonucunda oluşan bu tetikleyici “Oksitlenmiş Yağ Ürünleri”dir [16]. Ozon yağlarının tıbbî etkilerinin oluşumunda ozonun kendisi değil, haberci olarak işlev gören bu tür okside yağ ürünleri rol oynamaktadır (Figür 2) [3].

Ozon ve Ozon Yağının Kullanım Alanları

Ozon tedavisi hakkındaki bilgilere bakıldığında, çok farklı patolojilerde etkili olduğundan bahsedilmekte; bunun sonucunda kullananların zihinlerinde “ozon tedavisi nasıl her şeye iyi gelebilir?” gibi sorular belirmektedir. Aslında bu durum, ozon tedavisinin yukarıda bahsettiğimiz özelliklerinden kaynaklanmaktadır.

İnsanlardaki hastalıkların çok farklı nedenleri olmasına rağmen, neredeyse tümünde enflamatuar (iltihabî) ve oksidan süreçler rol almaktadır. Gelişebilecek bu patolojik süreçlere karşı, yine organizma savunma sistemleri ile donatılmıştır [17, 18]. Ozon uygulamalarının farklı hastalıklarda etkin olmasının nedeni, bu patolojik süreçlerde vücudun savunma sistemlerinden bazılarını ve hatta bazı tamir mekanizmalarını harekete geçirmesinden kaynaklanmaktadır [2]. Diğer yandan, ozonun etkilediği patolojik mekanizmaların rolü ve boyutları hastalığa göre değişmektedir. Bu nedenle, ozon tedavisinden alınan sonuçlar da, hastalıktan hastalığa değişebilmektedir. Kabaca bir genelleme yapacak olursak, oluşumunda oksidan hasarın ve iltihabî mekanizmaların ağır bastığı; savunma sistemlerinin uyarılmasının da katkı yapacağı tüm hastalık gruplarında, ozon tedavisi ve özelde ozon yağları faydalı olabilecektir.

İnsanda hastalıkların diğer bir boyutu da, kronik (süreğenleşmiş veya sık tekrarlanır olmuş) veya akut (yeni ortaya çıkmış ve sonradan tekrar etmeyen) özellikte olmalarıdır. Kabaca; kronik hastalıklarda, insanın biyolojik mekanizmalarındaki bir soruna bağlı, bazen tespit edilemeyen birincil bir neden vardır. Hastalık, bu birincil nedene bağlı olarak, vücudun belirli bir bölgesinde veya yaygın olarak kendini gösterir. Kronik olaylarda; birincil olay tespit edilip çözülemediği veya tespit edilse bile tedavi edilemediği için, hastalığın vücutta oluşan o anki bulguları geçse bile, sonradan birincil bozukluğa bağlı olarak tekrarlar. Bu nedenle kronik olarak isimlendirilir. Bu hastalık atakları aylar, hatta yıllar boyunca sürebilir [18].

Akut hastalıklar ise, yine vücudun özellikle belirli bir alanında görülmekle birlikte, hastalığın nedeni genelde bellidir ve bu neden, etkilenen bölgeye has bir durumdur. Yani hastalık nedeni ve mekanizması, etkilenen dokuya özgüdür; başka bir neden veya yerden kaynaklanmamaktadır. Sonuçta, bu neden ortadan kaldırıldığında hastalık tekrarlamaz ve tam bir kür sağlanabilir. Örneğin; bebeklerde tahrişe bağlı pişikler akut bir patoloji iken; akneler (sivilceler) hormonal düzensizlikler, diyetsel faktörler ve genetik faktörler gibi birincil nedenlere bağlı kronik bir patolojidir [20]. Bebeklerdeki pişikler tedavi edildiklerinde tekrar tahriş olmadığı müddetçe kür sağlanmış olur, fakat akneler tedavi edilse bile birincil nedenler çözümlenmediği için yine tekrarlayacaktır. Ozon tedavisi etkili olduğu akut hastalıklarda kür sağlayıp hastalığı tamamen iyileştirebilecekken, etkili olduğu kronik hastalıklarda, birincil olayı çözme potansiyeli yoksa hastalığın belirtilerini kaldırabilecek, ama tekrarlamasına engel olamayacaktır. Bu nedenle kronik hastalıklar için, her alevlenme döneminde veya belli aralıklarla sürekli olarak kullanılması gerekecektir. Bu sayede önleyici (proflaktik) etkinlik göstererek, hastalığın sıklığı ve şiddetini azaltılabilecek veya bazı vakalarda bulguları tamamen önleyebilecektir.

Bu bilgiler temelinde cilt, mukoza ve eklemlerde gelişen bazı hastalıklarda, akut ve kronik olmalarını da göz önünde bulundurarak, ozon yağı kullanımını ve muhtemel etkilerini değerlendirmek faydalı olacaktır.

Akut Vakalar

Kontakt Dermatit (Egzema): Hastalık deriyle temas eden iritanlar ve alerjen maddeler sonucu alerjik mekanizmaların devreye girmesi ile başta temas bölgesinde kendini gösteren genellikle kaşıntılı, deri çatlakları ile seyreden bir hastalıktır. Birincil neden olan “alerjik ve iritan madde ile temas” önlendiğinde hastalık tekrarlanmayacağı için akut bir hastalık olarak değerlendirilir. Fakat, nedeni bilinemez ve temas devam ederse hastalık devam edecek ve kronik bir hâl alacaktır. Hastalık mekanizması ozon yağı tedavisinin hedef alanı içinde olduğundan ilave bir patoloji olmadığı durumlarda ve birincil neden ile temas da kesilirse, mevcut deri bulgularını iyileştirerek kür sağlayabilir.

Bez Dermatiti (Diaper Egzeması): Bu vakalar yanlış bebek bezi kullanımına bağlı bezleme bölgesindeki deride oluşan bulgular ile kendini gösterir. Bulgular kırmızı döküntüler gibi hafif olabileceği gibi, şiddetli olgularda açık yaralar da oluşabilir. Aşırı nem, sürtünme ile gaita ve idrarla temas hastalığı oluşturur. Bu tür vakalarda da ozon yağları ile çok başarılı şekilde kür sağlanabilir [21].

Aft: Ağız içini kaplayan mukozada akut ve kronik olmak üzere görülen yaralardır. Kötü ağız hijyeni hastalığa bir temel oluştursa da dişlerdeki fiziksel bozukluklar ve mukozaya dışarıdan fiziksel hasar ile akut aftlar oluşur. Yine Behçet hastalığı gibi yaygın kronik iltihabî hastalıkların seyri sırasında kronik aftlar görülebilir. Ozon yağları akut aftlar için kür sağlarken, kronik aftları iyileştirebilir ama tekrar oluşmasını önleyemezler. Fakat proflaktik kullanımları kronik durumlarda aftların oluşmasını geciktirebilir veya daha hafif olarak atlatılmalarını sağlayabilir.

Bası Yaraları: Yatalak hastalarda uzun süreler vücudun aynı bölgeleri basıya maruz kaldıklarından, o bölgedeki kan akımının yetersiz kalması ve tekrar kanlanmasına (reperfüzyon) bağlı gelişen oksidan hasara bağlı olarak bası yaraları gelişir. Ozon yağları bu tür yaraların iyileştirilmesinde ve etkilenen bölgelerin sınırlandırılmasında faydalı olabilir [22].

Yanıklar: Birinci ve ikinci derece yanıklarda iyileşmeyi hızlandırabilirler. Daha derin etkilenmenin olduğu üçüncü ve kemik etkilenmesinin olduğu dördüncü derece yanıklarda da kullanılabilirler ama medikal tedaviye destek olarak tercih edilmelidirler. Klasik yanık tedavilerine alternatif olamazlar. Ayrıca birinci ve ikinci derece yanıklarda uygulandıklarında derhal ağrı hissini giderebilmeleri diğer ilginç ve istenen etkileridir [23]. Güneş yanıkları da rahatlıkla bu gruba dâhil edilebilir.

Eklem ve Doku Travmaları: Eklem ve çevresindeki dokulara travmatik rahatsızlıklarda ozon tedavisinin faydalı etkilerine dair çalışmalar bulunmaktadır [24]. Ozonlanmış yağlar da benzer mekanizmalar üzerinden bu grup vakalarda faydalı olabilirler. En kötü ihtimalle ozonlanmış yağlar eklem ve dokulardaki ağrıyı önleyerek daha kaliteli bir günlük yaşam sağlayabilirler.

Böcek Isırıkları (Insect Bite): Böcek ısırmalarına bağlı gelişen patolojilerde ilk çözdüğü sorun deri bölgesinde gelişen “kaşıntı”dır. Bu özelliği kullanımı takiben çok kısa sürede görülür. Ardından gelen şiş ve kızarık doku harabiyetinin de daha kolay iyileşmesini sağlayabilir.

Diğer Kullanım Alanları: Apseler, mantar hastalıkları, fistüller ve fissürler (deri ve mukoza çatlakları), selülitler gibi deri enfeksiyonlarına dair bilimsel çalışmalar da [25-28] yapılmış olup, faydalı olabileceği kullanım alanları arasında sayılabilir.

Kronik Vakalar

Sivilce (Akne/Acne Vulgaris): Akne, temelinde genetik faktörler, hormonal bazı sorunlar ve farklı beslenme alışkanlıklarının olduğu, Propionobacterium acnes isimli bakteri tarafından oluşturulan derinin kronik bir enfeksiyon hastalığıdır. Akneli kişinin bireysel özelliklerine göre, ozonlanmış yağlar iyileşmeye farklı oranda katkı sağlayabilir. Fakat kullanılırken ozon yağı sadece akneler üzerine değil, tüm hastalıklı deri bölgesine uygulanmalıdır.

Akne kronik bir hastalık olduğundan birincil nedene çözüm bulunamadığı sürece ozon yağları ile kür sağlamak mümkün değildir. Ozon yağları sadece o andaki aknelerin iyileşmesini hızlandıracak ve ancak sürekli bir kullanım ile yeni oluşacak akneleri baskılayacaktır. Bu nedenle etkinin görülmesi için mevcut aknelerin iyileşmesi beklenmelidir.

Psöriasis (Sedef Hastalığı): Sedef hastalığı deri yüzeyindeki hücrelerin kendilerini yenileme hızlarının artmasına bağlı olarak gelişen kronik bir hastalıktır. Vücudun her bölgesini tutmakla beraber, sıklıkla eklem bölgelerinde görülürler. Stres, genetik faktörler ve derinin travması hastalığın oluşumundaki bazı faktörlerdendir. Hastalığın seyri sırasında, etkilen dokularda enflamasyon, oksidan hasar ve immün sistem dâhil, yine ozon tedavisinin etkilediği mekanizmalar rol oynamaktadır. Bu nedenle ozon yağları, hastalığın şiddetine göre değişmek üzere, bu vakalarda da faydalı olabilir. Hakkında bilimsel çalışmalar olmamasına rağmen, bireysel kullanımlar sonucu elde edilen ve yine etkinliği kişiden kişiye değişmek üzere sedef hastalarında faydalı etkisinin olduğu kullananlar tarafından belirtilmektedir.

Akne vakalarında olduğu gibi, sedef hastalığının oluşumunda da stres dâhil birçok faktör rol oynadığından, tedaviye olan yanıtta da bireysel değişimler söz konusudur. Tedavi bazı hastalarda etkili olmasına rağmen bazı vakalarda etkinlik gösteremeyebilir. Genelleyecek olursak, ozon yağı tedavisi dahil diğer tüm ozon tedavileri ile sağlanan etki, hastaların biyolojik özelliklerine ve ruhsal durumuna göre değişebilmektedir.

Romatizmal ve Septik (mikrobik) Artrit: Eklem ve çevresindeki dokulara ait romatizmal ve septik eklem iltihapları hakkında da ozon tedavisinin faydalı etkilerine dair çalışmalar bulunmaktadır [29, 30]. Bu tür hastalıklardaki ilk pozitif etkisi, bu tür hastalıkların ayrılmaz parçası olan eklem ağrılarını kısa sürede ve hastalığın şiddetine göre değişmek üzere belirgin bir şekilde azaltması veya kesmesidir.

Kaşıntılı Deri Hastalıkları: Döküntülerle ve kaşıntı ile giden kronik deri hastalıklarında kaşıntının giderilmesinde, dokunun iyileşmesinde ve akut atakların sıklığının azaltılmasında etkili olabilir. Akut atakların sıklığının azaltılması ve etkilenmenin daha az olması için günlük olarak kullanılmalıdırlar.

Günlük Cilt Bakımı ve Yaşlanma Önleyici (Anti Aging): Günlük olarak uygulandığında, uygulama bölgesinde antioksidan ve diğer fizyolojik koruma mekanizmalarını daima tetiklenmiş halde tutacağından “yaşlanma etkilerini geciktirme (anti aging)” maksatlı kullanılabilir. Fakat bu etkinin görülmesi hemen değil uzun süre kullanımları sonrasında olacaktır. Çünkü ozon uygulamasının derideki öncelikli etkisi, o ana kadar oluşan yaşlanma sürecini geriye çevirmesi değil, yıllar içinde gelişen yaşlanmaya neden olan etkenlere karşı koyarak bu etkilerin oluşumunu yavaşlatmasıdır. Ozon yağlarının bu tür etkileri, özellikle ozon tedavisi alan ve almayan aynı yaşta iki kişi arasında, uzun bir tedavi süresini takiben yapılan karşılaştırma ile anlaşılabilir. Ozon kullanan bireylerin zamana bağlı cilt yaşlanma hızları ve buna bağlı cilt değişimleri daha yavaş olacağından yaşıtlarından daha genç gözükeceklerdir. Bu etkinin belirgin bir şekilde görülmesi için tedavi süresinin en azından birkaç yıl olması gereklidir.

Cilt bakımı amacıyla kullanımında ise, kısa süre kullanımlarında bile, cildin daha bakımlı görünmesini sağlayabilir. Ayrıca, ciltteki koyu renk değişikliklerini giderebilir ve ciltte beyazlatıcı etki gösterebilir.

İltihabî Bağırsak Hastalıkları: Haklarında sadece birkaç bilimsel çalışma [31, 32] olmasına rağmen, başta ülseratif kolit olmak üzere Crohn hastalığı gibi iltihabi bağırsak hastalıklarında ozon tedavisi sıklıkla uygulanmaktadır. Özel merkezlerde yapılan tedavilerin sonucunda, ozon tedavisinin belirgin iyileşme sağladığı bildirilmiştir. Ayrıca, bu tür hastalıkların kronik olmalarından dolayı kür sağlanamamasına rağmen, elde edilen etkilerin daha çok hastalığın ataklarını düzelttiği ve oluş sıklığını azalttığı belirtilmektedir. Buradan yola çıkarak ozon yağlarının da bağırsaklara rektal (makat) yolu ile uygulanması fayda sağlayabilir. Bu yöntem diğerlerine göre çok daha basittir ve daha az tahrişe neden olur.

Sonuç

Ozon yağları ile yapılan tedavi, diğer ana ozon tedavisi yöntemlerinin (özellikle majör otohemoterapi, minör otohemoterapi gibi) içerdiği etki mekanizmalarının sadece bir kısmının kullanılması ile başarılmaktadır. Ana ozon tedavi yöntemleriyle savunma ve tamir mekanizmaları daha etkin ve yaygın biçimde tetiklenirken; ozon yağı tedavisi ile elde edilen etki daha zayıf ve lokal olmaktadır. Bu nedenle, ozon yağı tedavisi özellikle cilt, mukoza ve eklem rahatsızlıkları gibi, görece olarak yüzeysel vücut bölgelerinin rahatsızlıklarında, cilt yaşlanmasını azaltıcı ve günlük cilt bakımı amacıyla kullanılabilecek bir ozon tedavi yöntemidir. Daha etkin ve yaygın bir etki istendiğinde sistemik ozon tedavi yöntemleri tercih edilmelidir. Diğer yandan, birbirinden farklı birçok hastalıkta etkin olmasının nedeni, yukarıda izah edildiği gibi, hastalıkların oluşumunda rol alan ortak patolojik mekanizma ve süreçlere olan etkilerinden kaynaklanmaktadır.

Özetle; çok farklı patolojik durumlara karşı sağlanan bu etkinlik, ozon yağının mucizevî özelliklere sahip olmasından değil, organizmanın yaratılışında gizli olan mucizevî mekanizmaların varlığından ve bu mekanizmalara müdahale edilebilmesinden kaynaklanmaktadır.

Kaynaklar

1. Lumor SE, Jones KC, Ashby R, Strahan GD, Kim BH, Lee GC, Shaw JF, Kays SE, Chang SW, Foglia TA, Akoh CC. Synthesis and characterization of canola oil-stearic acid-based trans-free structured lipids for possible margarine application. J Agric Food Chem. 2007 26; 55(26):10692–702.
2. Bocci V, Borrelli E, Travagli V, Zanardi I. The Ozone Paradox: Ozone Is a Strong Oxidant as Well as a Medical Drug. Med Res Rev. 2009; 29(4):646–82.
3. Maritza F. Díaz,, Rebeca Hernández, Goitybell Martínez, Genny Vidal, Magali Gómez, Harold Fernández and Rafael Garcés. Comparative Study of Ozonized Olive Oil and Ozonized Sunflower Oil. J Braz Chem Soc. 2006; 17(2):403–7.
4. Valacchi G, Zanardi I, Lim Y, Belmonte G, Miracco C, Sticozzi C, Bocci V, Travagli V. Ozonated oils as functional dermatological matrices: effects on the wound healing process using SKH1 mice. Int J Pharm. 2013; 458(1):65–73.
5. Valacchi G, Lim Y, Belmonte G, Miracco C, Zanardi I, Bocci V, Travagli V. Ozonated sesame oil enhances cutaneous wound healing in SKH1 mice. Wound Repair Regen. 2011; 19(1):107–15.
6. Soriano NU Jr, Migo VP, Matsumura M. Functional group analysis during ozonation of sunflower oil methyl esters by FT-IR and NMR. Chem Phys Lipids. 2003; 126(2):133–40.
7. Guinesi AS, Andolfatto C, Bonetti Filho I, Cardoso AA, Passaretti Filho J, Farac RV. Ozonized oils: a qualitative and quantitative analysis. Braz Dent J. 2011; 22(1):37–40.
8. http://www.n11.com/ozonlanmis-kayisi-yagi-P16968181 [Erişim tarihi: 8 Nisan 2014 ]
9. Simopoulos AP. Omega-3 fatty acids in health and disease and in growth and development. Am J Clin Nutr. 1991; 54(3):438–63.
10. Bocci V, Luzzi E, Corradeschi F, Paulesu L, Rossi R, Cardaioli E, Di Simplicio P. Studies on the biological effects of ozone: Cytokine production and glutathione levels in human erythrocytes. J Biol Regul Homeost Agents. 1993; 7:133–8.
11. Larini A, Bocci V. Effects of ozone on isolated peripheral blood mononuclear cells. Toxicol In Vitro. 2005; 19:55–61.
12. Valacchi G, Bocci V. Studies on the biological effects of ozone: Release of factors from ozonated human platelets. Mediators Inflamm. 1999; 8:205–9.
13. Pryor WA. Mechanisms of radical formation from reactions of ozone with target molecules in the lung. Free Radic Biol Med. 1994; 17(5):451-65.
14. Pryor WA, Squadrito GL, Friedman M. The cascade mechanism to explain ozone toxicity: the role of lipid ozonation products. Free Radic Biol Med. 1995; 19(6):935–41.
15. Dwivedi S, Sharma A, Patrick B, Sharma R, Awasthi YC. Role of 4-hydroxynonenal and its metabolites in signaling. Redox Rep. 2007;12(1):4–10.
16. Sadowska J1, Johansson B, Johannessen E, Friman R, Broniarz-Press L, Rosenholm JB. Characterization of ozonated vegetable oils by spectroscopic and chromatographic methods. Chem Phys Lipids. 2008 Feb;151(2):85-91.
17. Conforti-Andreoni C, Ricciardi-Castagnoli P, Mortellaro A. The inflammasomes in health and disease: from genetics to molecular mechanisms of autoinflammation and beyond. Cell Mol Immunol. 2011; 8(2):135–45.
18. Alfadda AA, Sallam RM. Reactive oxygen species in health and disease. J Biomed Biotechnol. 2012; 2012:936486.
19. http://wiki.answers.com/Q/What_is_the_difference_between_acute_and_chronic_disease?#slide=5 [Erişim tarihi: 8 Nisan 2014]
20. Taylor M, Gonzalez M, Porter R. Pathways to inflammation: acne pathophysiology. Eur J Dermatol. 2011; 21(3):323–33.
21. Abeck D, Plötz S. Colloidal silver and ozonized olive oil for atopic dermatitis? Med Monatsschr Pharm. 2008; 31(7):265–6.
22. Mutluoglu M, Karabacak E, Karagöz H, Uzun G, Ay H. Topical ozone and chronic wounds: improper use of therapeutic tools may delay wound healing. N Am J Med Sci. 2012; 4(11):615–6.
23. Campanati A, De Blasio S, Giuliano A, Ganzetti G, Giuliodori K, Pecora T, Consales V, Minnetti I, Offidani A. Topical ozonated oil versus hyaluronic gel for the treatment of partial- to full-thickness second-degree burns: A prospective, comparative, single-blind, non-randomised, controlled clinical trial. Burns. 2013; 39(6):1178–83.
24. Vaillant JD, Fraga A, Díaz MT, Mallok A, Viebahn-Hänsler R, Fahmy Z, Barberá A, Delgado L, Menéndez S, Fernández OS. Ozone oxidative postconditioning ameliorates joint damage and decreases pro-inflammatory cytokine levels and oxidative stress in PG/PS-induced arthritis in rats. Eur J Pharmacol. 2013; 714(1-3):318–24.
25. Valacchi G, Fortino V, Bocci V. The dual action of ozone on the skin. Br J Dermatol. 2005; 153(6):1096–100.
26. Daud FV, Ueda SM, Navarini A, Mímica LM. The use of ozonized oil in the treatment of dermatophitosis caused by microsporum canis in rabbits. Braz J Microbiol. 2011; 42(1):274–81.
27. Menéndez S, Falcón L, Simón DR, Landa N. Efficacy of ozonized sunflower oil in the treatment of tinea pedis. Mycoses. 2002; 45(8):329–32.
28. Zanardi I, Burgassi S, Paccagnini E, Gentile M, Bocci V, Travagli V. What is the best strategy for enhancing the effects of topically applied ozonated oils in cutaneous infections? Biomed Res Int. 2013; 2013:702949.
29. Chang JD, Lu HS, Chang YF, Wang D. Ameliorative effect of ozone on cytokine production in mice injected with human rheumatoid arthritis synovial fibroblast cells. Rheumatol Int. 2005; 26(2):142–51.
30. Seyman D, Ozen NS, Inan D, Ongut G, Ogunc D. Pseudomonas aeruginosa septic arthritis of knee after intra-articular ozone injection. New Microbiol. 2012; 35(3):345–8.
31. Geng Y, Wang W, Ma Q, Peng LQ, Liang ZH. Ozone therapy combined with sulfasalazine delivered via a colon therapy system for treatment of ulcerative colitis. Nan Fang Yi Ke Da Xue Xue Bao. 2010; 30(12):2683–5.
32. Altinel O, Demirbas S, Cakir E, Yaman H, Ozerhan IH, Duran E, Cayci T, Akgul EO, Ersoz N, Uysal B, Kurt B, Yasar M, Oter S, Peker Y. Comparison of hyperbaric oxygen and medical ozone therapies in a rat model of experimental distal colitis. Scand J Clin Lab Invest. 2011; 71(3):185-92.

Views All Time
Views All Time
810
Views Today
Views Today
1
Updated: Mart 26, 2017 — 7:08 am
hekim.org © 2017 Frontier Theme