hekim.org

Güncel & Güvenilir

Mesir Macunu



Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?Email this to someoneShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterPrint this page

Eriş ASİL, Sevgi ŞAR (Eczacılık   Tarih  ve   İşletmeciliği   Bilim   Dalı,   Eczacılık   Fakültesi,   Ankara   Üniversitesi).
* Bu makalenin orjinali: Pharmacia – JTPA dergisinin 01.03.1984 tarihinde basılan 3ncü sayısının 204-212nci sayfalarında yayınlanmıştır.

ÖZET:
Bu makalede 1539 yılından günümüze karlar Nevruz günlerinde (21 Mart) halka dağı­tılması gelenek haline gelen “Mesir Macunu”nun kaynağı, tarihçesi ve terkibi incelenmiş ve tartışılmıştır.

MESİR SÖZCÜĞÜNÜN KAYNAĞI
Mesir sözcüğünün anlamı ve kaynağı anda çeşitli görüşler bulunmaktadır. Mesir, seyir edilecek, gezilecek yer anlamına gelmektedir.
Tıp Tarihçisi Prof.Dr. Feridun Nafiz Uzluk bu konuya değişik açıdan bakmaktadır. Ona göre mesir, Pontus Kralı Mithridates’in isminin günümüze gelen şeklidir. Mithridates, “Mithridaticum” adlı bir antidot hazırlamıştır. Mithridaticum sözcüğü daha sonra kısaltılarak “Mithir” olmuştur. Yunanca^da (th) > (s) gibi okunduğundan sözcük “Misir” şeklini almıştır. Zamanla misir sözcüğü Osmanlıca Mesir sözcüğüyle aynı okunuşu alarak anlam olarak da “Mesir”e, yani eğlence ve şenliğe dönüş­müştür (35).
Diğer bir görüşe göre, büyük hekim ve filozof İbni Sina’nm, Edviye-i Kalbiye ve Kanun adlı eserlerinde tiryak gibi zehir­lenmelere karşı kullanılan “Mesrositos” adlı bir macundan bahsedilmektedir. Mes­rositos’un Yunanca bir sözcük olduğu bi­linmektedir. Sözcük, mesro ve sitos söz­cüklerinden oluşmakta ve sitos sözcüğü tek başına “yiyecek, gıda” anlamına gel­mektedir. “Mesr” sözcüğü Türkçe olmayıp, ne anlama geldiği kesin olarak bulunama­mıştır. O halde “Mesrositos” mesr yiyece­ği demektir. Mesrositos bileşik isminde geçen “mesr” sözcüğü ile “mesir” sözcüğü birbirine oldukça yakındır. Mesir macu­nunu yapan Merkez Efendi’nin, İbni Sina nın “Kanun” adlı eserini okuyarak Mesro­sitos adlı macun hakkında bilgi sahibi ola­bileceği öne sürülmektedir. Bazı araştırıcılar Merkez Efendi’nin Mesrositos’dan esinlenerek Mesir Macunu’nu yaptığı ve “mesr” sözcüğünü dilimize uyan bir sözcük olan “mesir” şekline soktuğu görüşündedir­ler (39).
Mesir bayramı her yıl nevruz günü ya­pılmaktadır. Nevruz, Farsça yenigün anla­mına gelmektedir. Nevruz, Harzem Sel­çuklu Devleti Sultanı Celaleddin Şahın hazırladığı Celali Güneş Takviminin yıl başlangıcı, İlkbaharın birinci günü ve gece ile gündüzün eşit olduğu gündür (6, 35).
Manisa’nın bu geleneği 16. yüzyılda 1539’da başlar. Mesir bir sağlık hareketi olarak doğmuş, zamanla ekonomik ve tu­ristik bir karakter almıştır (5,6,35,39.)

MESİR MACUNUNUN ORTAYA ÇIKIŞ NEDENLERİ

Mesirin ortaya çıkışı hakkında birçok görüş ileri sürülmektedir.
1) Osmanlı Padişahlarından Yavuz Sul­tan Selim’in eşi, Kanuni Sultan Süleyman’ un annesi Hafsa Sultan, Manisa’da iken hastalanır ve hiçbir hekim tedavi edemez. Manisa Sultan Külliyesinde çalışan Mer­kez Efendi’ye başvurulur. Merkez Efen­di’nin yaptığı macunun Hafsa Sultan’ı iyi­leştirmesiyle bu macunun dağıtımı yay­gınlaşır (15).
2) Denizli’den Istanbul’a gitmek üzere Manisa’dan geçen Merkez Efendi, Sultan Külliyesi’ni çok beğenerek Hafsa Sultan’dan ek olarak bir de Darüşşifa yaptırma­sını istemiştir. Hafsa Sultan, Merkez Efen­di’nin bu isteğini Darüşşifada başhekim olarak kalması şartıyla kabul eder. Mer­kez Efendi’nin Darüşşifada 41 türlü baha­rattan hazırlattığı macunun akıl hastaları­na iyi gelmesi nedeniyle, her yıl nevruzda imaret kulelerinden halka bu macunun atılması gelenek haline gelmiştir (6,30,34).
3) Sipylus dağı eteklerinde kurulan Manisa’nın Osmanlı Devleti idaresine geç­mesinden sonra, şehrin ovaya doğru kay­dırılması planlanmıştı. Bu düşünce ile Ovada Sultan Külliyesi inşa edilir. Darüşşifa’nın hekimbaşısı Merkez Efendi halkı ovada yerleşmeye teşvik için mesir macununu hazırlar ve Nevruz günü Sultan Camii minaresinden halka atılarak dağıtılmasını ister (22,25,39).
4) Bir kısım yazarların görüşüne göre; folklorumuzdaki bütün inanç ve gelenek­lerin oluşmasında eski Türk inançları yanında, Mezopotamya, Hitit, Frig ve Sümer inançları da rol oynamktadır. Mesir gele­neğinin derinliklerinde de eski Sümer inançlarının değişik bir şekline rastlanmaktadır. Sümer ve Hititler’de Dumuzi, Finike ve Grekler’de Adonis adlı Bitki Tanrısı’nın öldürülmesiyle toprağa karışan kanı ile sulanarak yetişen bitkilerden ba­har aylarında macunlar yapılır ve bu tanrı­lar adına şenlikler düzenlenirdi. Bu ma­cundan yiyenlerin hastalıklardan kurtula­cağına, dileklerinin yerine geleceğine inanılırdı. Mesir macunu da aynı amaçlarla kullanılmaktadır (16).
5) Diğer bir görüş ise XVI yüzyılda Venedik’te her bahar Mithridaticum için yapılan törenlerin değişik bir şekilde Me­sir Bayramı olarak Anadolu’ya girmesidir. Mithridates’in zehirlere karşı yaptığı ma­cun 54 drogdan oluşmaktadır. Daha son­ra Romalı hekim Andromaque tarafından bazı değişiklikler yapılarak 74 maddeden oluşan Theriaque hazırlanmıştır (5,6,31, 35,39).
Pontus’ta 21 Mart Nevruz günü, adları (S) harfiyle başlayan 7 çeşit maddeden meydana gelen macun kıvamında bir tatlı yemek adetti. Mesir macununun Nevruz günü dağıtılması kökeninin buralardan kaynaklandığı görülmektedir (26).
Macun, Arapça “acn” sözcüğünden tü­retilmiş olup yoğurulmuş, hamur edilmiş anlamına gelmektedir. Çeşitli maddelerin birleştirilip birbiriyle karıştırılıp yoğurulmasıyla elde edilen macunu ilk defa din adamları yapıp uygulamışlardır. O dönem­lerde ilaç niteliğinde olan macun, Sümer, Hindistan, Mısır, Çin, İran, Anadolu, Grek, Latin ve Arap ülkelerinde kullanıl­mıştır (17).
Macunlar, eski çağlarda tanrısal güçlerle, insanüstü bir özellik kazandırdığı inancıyla bazı hastalıkların tedavisinde ve özellikle afrodizyak olarak kullanılmıştır (17).
Osmanlı Türklerinde macun yapıp sa­tanlara esnaf-ı macuncuyan adı verilirdi. Evliya Çelebi, yaşadığı dönemde, İstan­bulda 500 kişinin, çalıştığı 300 macuncu dükkanı bulunduğunu kaydetmektedir (6, 31).

MESİR MACUNUNUN TERKİBİ VE HAZIRLANIŞI

Mesir macunu terkibini bulabildiğimiz en eski güvenilir kaynak Aydın Vilayeti Salnamesi’dir (4).
Aydın Vilayeti Salnamesi’nden onun­cusunda Mesirle ilgili olarak “Bu macunun tenavülünde halkça bir i’tikad-ı umumi olup bu da macunu ekl eden zata senesi içinde yılan tasallut etmiyeceğinden iba­rettir ve terkibi şudur” denmektedir. Bu cümleyi günümüz Ttirkçesi’ne “Bu macu­nu yiyen kişiyi o yıl içinde yılan sokmıyacağı halkın genel inancıdır ve macunun terkibi şöyledir” şeklinde çevirebiliriz (4, 6).
Terkipte bulunan maddeler aşağıda in­celenmiştir :
ANASON, Fructus Anisi
Pimpinella anisum (Umbelliferae) bit­kisinin olgun meyvalarıdır. Anasonun mi­devi, bağırsak gazlarının oluşumunu önle­yici, hazmı kolaylaştırıcı, koku değiştiri­ci ve göğüs yumuşatıcı etkileri bilinmek­tedir (8,11,12,13,19,21,27). Bileşimindeki anetolden dolayı düşük dozlarda solu­num ve dolaşımı hızlandırır ve salgıları ar­tırarak iştah açıcı etki gösterir (33). Kar­minatif etkisi ise bağırsaktaki fermentas­yona mani olmasından ileri gelmektedir (24).
Antik çağlardan beri tanınan drog, Me­zopotamya Kodeksinde kayıtlı olup, Ebers Papirus’da da adına rastlanmakta­dır (31). DİOSCORIDES (18) droğu, göğüs yumuşatıcı, süt salgısını arttırıcı, ağrı din­dirici olarak, AL-BİRUNİ (29) ise karmi­natif, pürgatif, emenagog ve afrodizyak olarak kullanmışlardır. Anadolu Selçukluları ve Osmanlılar devrinde (2,3) gaz sök­turücü, sancı kesici ve afrodizyak olarak kullanılan drog, eski Mısır çarşısında ço­cukların karın sancılarını kesici olarak satılırdı (31).
ÇİVİT, İndigo
İndigofera tintoria (Fabaceae) bitkisin­den elde edilen, çok eskiden beri kullanı­lan mavi bir boya (Çivit) maddesidir (21). Çivitin boyayıcı özelliği bileşimindeki İndigo’dan ileri gelmektedir (14).
Antik Mısırdan beri boya maddesi ola­rak kullanılan çivit, eski Aktariye Defter­lerinde kayıtlıdır (14).
ÇÖPÇİNİ, Rhizoma Chinae
Smilax china (Liliaceae) bitkisinin ri­zomlarıdır. Çin Saparnası adı verilen çöp­çini, bileşimindeki tanenden dolayı ast­renjan etki göstermektedir (21). Droğun afrodizyak, stimulan, sudorifik ve demül­san etkisi bulunmaktadır (13).
İlk kodekslerimizden Düstur al-Edviye’ de (20) kayıtlı olan drog, eskiden Mısır çarşısında satılırdı (14).
ÇÖREKOTU, Semen Nigellae Sativae
Nigella sativa (Ranunculaceae) bitkisinin olgunlaştıktan sonra toplanıp güneşte kurutulmuş tohumlarıdır. Tohumların diü­retik, karminatif, stomaşik, stimulan, emmenagog, antispazmodik, aromatik ve pür­gatif etkileri bilinmektedir (8,13,21,27). Ayrıca ekstresinin kalbe etkili olduğu da bildirilmektedir (1).
Eskiden beri tanmmakta olan çöreko­tu, DİOSCORİDES’in (18) Materia Medica adlı eserinde kayıtlı olup, Anadolu Sel­çukluları ve Osmanlılar devrinde midevi ve afrodizyak olarak kullanılmıştır (2,3).
DAR-I FÜLFÜL
Piper longum (Piperaceae) bitkisinin meyvalarıdır. Halk arasında midevi kızdırıcı ve baharat olarak kullanılmaktadır (7).
Droğun baharat olarak kullanilışı, öksürük kesici ve kızdırıcı etkileri eskiden beri bilinmektedir. İBNİ SİNA’nın (29) eserlerinde de aynı amaçlarla tavsiye edilen drog, ilk kodekslerimizden Düstur al-­Edviye’de kayıtlıdır (20).
HARDAL TOHUMU, Semen Sinapis
Brassica nigra (Cruciferae) bitkisinin olgun tohumlarıdır. Drog, ihtiva ettiği müsilajdan dolayı lapa halinde bronşitte ve romatizmada etkilidir (32). Küçük doz­larda dahilen midevi ve yatıştırıcı olarak, haricen yakı, lapa veya banyo halinde bo­ğulma, romatizma, bronşit ve nevraljiler­de kullanıldığı bilinmektedir (9). Drog, rubefiyan etkisini toz haline geldikten sonra ve nem yardımıyla göstermektedir (8,9,32)
Droğa, Ninova’da bulunan M.ö. 7-8 yüzyıla ait tıbbi tabletlerde (6), Ebers Papi­rus’da (31) ve Asur tabletlerinde (23) rast­lanmıştır. DIOSCORIDES (18), droğun deri hastalıklarında ve bronşit tedavisinde kullanıldığını bildirmektedir. Osmanlılar ve Anadolu Selçukluları devrinde ağrı kesici olarak romatizmaya karşı kullanılan drog (2,3) ilk kodekslerimizden Düstur al-­Edviye’de de kayıtlıdır (20).
HAVLICAN, Rhizoma Galangae
Alpinia officinarum (Zingiberaceae) bitkisinin kurutulmuş rizomlarıdır. Havlıcanın bileşiminde uçucu yağ, tanen ve ni­şasta bulunmaktadır (10). Droğun öksürük kesici, midevi, koku giderici ve uyancı et­kileri bilinmektedir (10,13).
XVII, XVIII, XIX yüzyıllara ait tıbbi eserlerde kullanılışına rastlanan drog, eski Mısır çarşısında da satılırdı (14).
HIYARŞEMBE (HİARŞEMBER), Fructus Cassiae Fistulae
Cassia fistula (Leguminosae) bitkisinin olgun meyvalarıdır. Bileşiminde antraki­non türevleri, şekerler, zamk ve uçucu yağ bulunmaktadır (10). Drog, bileşimin­deki antrakinon türevi maddelerden dolayı hafif müshil etki göstermektedir (10,32).
Antik Roma’dan beri tanınmakta olan droğun, Ortaçağ İslam eczacılığında da kullanılışına rastlanmaktadır (31). Düstur al-Edviye’de (20) de kayıtlı olup, eskiden aktar dükkanlarında çok satılan bir droğ­du (14).
HINDISTAN CEVIZI VE BESBASE (MACİS), Arillus Myristicae
Myristica fragrans (Myristicaceae) mey­valarının kurutulmuş arilluslarıdır. Bileşi­minde uçucu yağ bulunmaktadır (9,10). Aramotik kokusundan dolayı digestif ve karminatif etkileri vardır (10).
Aktariye ve Saray Ecza Defterlerinde kayıtlı olan Besbase, XIX yüzyılda eski Mısır çarşısında çok satılan bir droğdu (14).
HİNDİSTAN ÇIÇEĞİ
Literatürde herhangi bir bilgiye rastlan­mamıştır.
IKSIR, Elbrir
Literatürde herhangi bir bilgiye rastlan­mamıştır.
KAKULE, Fructus Cardamomi
Elettaria cardamomun (Zingiberaceae) bitkisinin tamamen olgunlaşmadan önce toplanıp kurutulmuş meyvalarıdır. Aro­matik, tonik, karminatif, korigen ve baha­rat olarak kullanılmaktadır (9,10,13). Bile­şiminde reçine, sabit ve uçucu yağ bulun­maktadır (9). Droğun bileşiminde sindirim borusunu ve sfınkterlerin hareketlerini sti­müle edici ve irritan etkiye sahip uçucu yağ varsa da kakulenin etki mekanizması kesinlikle bilinmemektedir (14).
KAL BARDA
Literatürde herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır.
KARABİBER, Fructus Piperis Nigri
Piper nigrum (Piperaceae) bitkisinin olgunlaşmadan toplanan ve kurutu­lan meyvalarıdır. Karabiberin midevi, ateş düşürücü, uyarıcı, iştah açıcı etkileri bilinmekte ve baharat olarak kullanılmaktadır. Karabiberin kızdırıcı ve uyancı etkisi bileşi­mindeki reçineden ve uçucu yağdan ileri gelmektedir (7,13,19,28).
Eskiden beri bilinen drog, DİOSCORI­DES ve İBNİ SINAInın (29) eserlerin­de kayıtlı olup, Osmanlılar devrinde iştah açıcı, idrar söktürücü ve afrodizyak olarak kullanılmıştır (2).
KARANFİL, Caryophyllus
Eugenia caryophyllus (Myrtaceae) bit­kisinin kurutulmuş çiçek goncalarıdır. Antiseptik ve analjezik özelliğinden dola­yı diş hekimliğinde kullanılmak­tadır (9,19,24,32). Drag, antiseptik ve analjezik etkisini bileşimindeki uçucu yağda bulunan öjenolden dolayı göster­mektedir (32). Ayrıca midevi ve karminatif et­kilidir (32).
Osmanlılar ve Anadolu Selçuklularında (2,3) afrodizyak olarak kullanılan drog, ilk kodekslerimizden Düstur al-­Edviye’de kayıtlıdır (20).
KEBABE, Fructus Cubebae
Piper cubeba (Piperaceae) bitkisinin meyvalarıdır. Bileşiminde uçucu yağ, kumarin ve piperin vardır (21). Böbrek uyarıcı ve ­idrar yolları antiseptiği ve karminatif etkileri bilinmektedir (21).
İlk kodekslerimizden Düstur al-Edviye’de kayıtlı olan drog (20), eski aktar dük­kanlarında satılırdı (14).
KIRIMTARTAR, Potassii Tartras POTASYUM BİTARTARAT)
Diğer bir adı şarap taşı olan kırım tartarı (32) folklorik tıbda pürgatif ve diüretik olarak kullanılmakta, deri hastalıklarında da tavsiye edilmektedir (14).
KİMYON, Fructus Carvi
Carum carvi (Umbelliferae) bitkisinin olgunlaştıktan sonra toplanıp kurutulmuş meyvalarıdır. Bileşimindeki uçucu yağ­dan dolayı karminatif, stimülan, laksatif, midevi, gaz söktürücü, antispazmodik ve terletici etkileri bilinmektedir (8,11,12,13, 21,27).
Çok eski çağlardan beri kullanılmak­ta olan droğa, DİOSCORİDES’in (18) eser­lerinde terletici, midevi ve gaz söktürücü olarak rastlanmaktadır. Osmanlılar devrin­de (2) afrodizyak, Anadolu Selçukluları devrinde (3) gaz söktürücü olarak kullanı­lan drog, Eski Mısır Çarşısı’nda satılır­dı (14).
KİŞNİŞ, Fructus Coriandri
Coriandrum sativum (Umbelliferae) bit­kisinin tamamen olgunlaştıktan sonra toplanıp güneşte kurutulmuş meyvalarıdır. Bileşiminde nişasta, tanen, şekerler, sabit ve uçucu yağ bulunmaktadır (8). Drog, iş­tah açıcı, yatıştırıcı ve bağırsak gazlarını giderici olarak infüzyon halinde kullanil­mıştır (8,11,13,19,21,24,27). Drog, küçük dozlarda afrodizyak ve uyarıcı etkili olup, fazlası sarhoşluk ve dalgınlıkla başlayan bir zehirlenme yapar (8,24).
Kişniş, eski Mezopotamya’da ve Mısır­lılar zamanında kullanılmış olup (31), DIOSCORİDES (18), AL-BİRUNİ ve İBNİ SİNA tarafından da tavsiye edilmiştir (29). Anadolu Selçukluları devrinde (3) gaz sök­türücü ve Osmanlılar devrinde (2) baharat olarak kullanılan kişniş, ilk kodeksleri­mizden Düstur al-Edviye’de kayıtlıdır (20).
LİMON TUZU, Acidum Citricum
Limon usaresinden ve sakkarozdan ha­reketle fermantasyon yoluyla elde edilen limon tuzu bugün efervesan granüllerin, bazı çözeltilerin ve şurupların hazırlanma­sında kullanılmaktadır (32).
MA-İ LEZİZ
Literatürde herhangi bir bilgiye rastlan­mamıştır.
MEYAN BALI, Succus Liquiritiae
Glycyrrhiza glabra (Lequminosae) var­yetelerinin köklerinden elde edilen hülasadır. Pastil halinde öksürüğe karşı ekspek­toran ve ses kısıklığını giderici olarak kullanılır (32).
PORTAKAL KABUĞU, Cortex Citri aurantii
Citrus aurantium var. dulce (Rutaceae) bitkisinin meyvalarının kabuğudur. Bileşi­mindeki uçucu yağ korigen olarak bazı ilaçların bileşimine girmektedir (21).
RAVENT KÖKÜ, Rhizoma Rhei
Bu drog, Rheum (Polygonaceae) türlerinden elde edilmektedir (32). Drog, bile­şimindeki antrasen türevlerinden dolayı bağırsak peristaltizmini artırarak müshil eski göstermektedir (10,32). Ayrıca ihtiva ettiği tanendan dolayı astrenjan etkili­dir (32).
Eski Roma’da astrenjan, eski Çin’de ise laksatif olarak kullanılırdı (14). XIII yüzyılda Avrupa’da midevi ve laksatif ola­rak, İslam tıbbında pürgatif olarak kullanılan drog (14), ilk kodekslerimizden Düs­tur al-Edviye’de kayıtlıdır (20).
REZENE, Fructus Foeniculi
Foeniculum vulgare (Umbelliferae) bit­kisinin kurutulmuş olgun meyvalarıdır. Bileşimindeki anetolden dolayı karmina­tif etkilidir (9,21,33). Drog, midevi, süt çoğaltıcı ve yatıştırıcı olarak infüzyon ve­ya toz halinde kullanılmıştır (7,9,11,21,24, 27,37).
Antik devirlerden beri gaz söktürücü ve midevi olarak kullanılan droğun ismine Ninova’da bulunan M.O. 7-8 yüzyıla ait tıbbi tabletlerde de rastlanmıştır (6). DİOSCORİDES’in (18) karminatif, midevi ve diüretik olarak tavsiye ettiği drog, Anado­lu Selçukluları ve Osmanlılar devrinde gaz söktürücü olarak kullanılmıştır (2,3). İlk kodekslerimizden Düstur al-Edviye’de (20) kayıtlı olarak rezene, Eski Mısır çarşısın­da gaz söktürücü olarak aranırdı (14).
SAFRAN, Crocus
Crocus sativus (IridacePe) bitkisinin çi­çeklerinin kurutulmuş stigmalarıdır. Yatıştırıcı, kuvvet verici, diş ağrılarını kesici ve uterus hareketlerini artırıcı olarak infüzyon veya tentür halinde kullanılışına rastlanmıştır (9,21). Drog, bileşimindeki uçucu yağdan dolayı sinir sistemi uyarıcı­sı, acı maddeden dolayı iştah açıcı etkiye sahiptir (9,lo).
Safran, çok eskiden beri tanınmakta olup, eski Mezopotamya kodeksine kayıt­lıdır (31). Eski Mısır’da ve eski Yunan’da kullanılmaktaydı ( 14). Kodekslerimizden Düstur al-Edviye’de (20) kayıtlı olan dro­ğa, eski Aktariye Defterlerinde de rastlan­maktadır (14).
SAKIZ, Mastix
Pistacia lentiscus var. chia’nın (Anacar­diaceae) gövde ve dallarından sızan ve ha­vada katılaşan reçinesidir (21). Bileşimin­de uçucu yağ, reçine, acı madde vardır (21). Drog, stomaşik etkisinden dolayı dahilen kullanılmaktadır (13,21).
Ebers Papiruslunda kayıtlı olan drog, eski Mısır ve eski Yunan’da tedavide yer almıştır (14). XVII yüzyılda Osmanlı he­kimlerinin de midevi olarak kullandıkları bildirilen (2) Mastix, ilk kodekslerimizden Düstur al-Edviye’de kayıtlıdır (20).
SARI HALİLE, Fructus Terminaliae
Terminalia citrina bitkisinin meyvaları­dır (7). Drog, bileşiminde bulunan tanenden dolayı ishal kesici etki göstermekte­dir. Eski Mısır çarşısında da aynı amaç için aranırdı (14).
SİNAMEKİ, Folium Sennae
Cassia türlerinin (Leguminosae) kurutulmuş yapraklarıdır. Droğun etkisi antra­sen türevi maddelerden ileri gelmekte­dir (10,19,21,28). Kalın bağırsağa tesir eden bir müshildir (10). Bileşimindeki re­çinenin irritan etki göstermesinden dolayı karın ağrısına sebep olur (10,21,32). Drog taze iken uterusa irritan tesir gösterdiği için kurutularak kullanılır (32).
ŞAMLI VEYA ŞAŞLI
Literatürde herhangi bir bilgiye rastlan­mamıştır.
ŞEKER, Saccharum
Saccharum officinarum (Gramineae) Beta vulgaris (Chenopodiaceae) bitkile­rinden elde edilir. Bitkiler aleminde pek yaygın diholozitlerden biri olup, bitki ta­rafından gıda rezervi olarak biriktirilir. İlaçları tatlandırmak için kullanılmaktadır (32).
TARÇIN, Cortex Cinnamomi
Cinnamomum ceylanicum ve Cinna­mum cassia (Lauraceae) bitkilerinin iç sürgünlerinin dış kabuğundan ayrılıp ve havada kurutulmuş dal kabuklarıdır. ­Drog, ihtiva ettiği tanenden dolayı astringen etkiye sahiptir (21). Dro­ğun koku verici, stomaşik, antidiüretik, antiseptik ve gaz söktürücü etkileri bilin­mektedir (9,11,19,21).
Antik çağlardan beri tanınan droğa, Mısırlılar zamanına ait tıbbi papiruslarda rastlanmıştır (6). Eski Hint’de, eski Mısırda (6) ve Osmanlılar döneminde (2) drog olarak kullanılan tarçın, ilk kodeksi­mizden Düstur al-Edviye Ide kayitlidir­ (20).
TARÇIN ÇİÇEĞİ
Literatürde herhangi bir bilgiye rastlan­mamıştır.
TEKE MERSİNİ
Literatürde herhangi bir bilgiye rastlan­mamıştır.
TİRYAK, Theriaque
Literatürde herhangi bir bilgiye rastlan­mamıştır.
UDÜLKAHR, Radix Pyrethri
Anacyclus Pyrethrum (Compositae)
bitkisinin kurutulmuş kökleridir. Bileşi­minde inulin, rezin, uçucu yağ ve pyreth­rin taşımaktadır (10,13). Dahilen ağrı ke­sici ve iştah açıcı etkileri vardır (10). Drog, kuvvet verici olarak ve diş ağrılarma karşı infüzyon halinde kullanılmaktadır (13). Ayrıca rubefiyan ve stimulan etkisi görül­mektedir (10,13). Udülkahr, eskiden Mısır çarşısında çok aranırdı (14).
VANİLYA, Fructus Vanillae
Vanilla planifolia (Orchidaceae) bitki­sinin meyvalarıdır. Bileşiminde sabit yağ, reçine ve heterozit bulunur (9,10). Hafif bir sinir sistemi uyarıcısı, antispazmodik ve afrodiziyaktır (10,32).
YENİBAHAR, Fructus Pimentae
Pimenta officinalis’in (Mrytaceae) mey­valarıdır. Bileşiminde tanen, uçucu yağ ve sabit yağ vardır (21). Baharat olarak kulla­nılan drog, bugün olduğu gibi eskiden Mısır çarşısında satılırdı (14).
ZENCEFİL, Rhizoma Zingiberis
Zingiber officinale (Zingiberaceae) bitkisinin kurutulmuş rizomlarıdır. Bileşi­minde uçucu yağ, rezin ve nişasta bulun­maktadır (11,12,13,19,21). Droğun stimu­lan, aromatik, korigen, karminatif, stoma­şik, ekspektoran ve astringen etkileri bi­linmektedir (11,12,13,19,21). Droğun, gö­ğüs yumuşatıcı etkisi müsilajdan ileri gelmektedir (12).
Zencefil, çok eski devirlerden beri ba­harat olarak kullanılmakta olup, eski Hint tıb kitaplarında da adı geçmektedir (23). DİOSCORİDES’in (18) midevi olarak kaydettiği zencefilden İBNI SİNA da (29) bahsetmektedir. Osmanlılar devrinde (2) midevi ve romatizma tedavisinde kullanı­lan drog, ilk kodekslerimizden Düstur al­Edviye’de kayıtlıdır (20).
ZERDEÇÖP, Rhizoma Curcumae
Curcuma domestica ve Curcuma longa bitkilerinin (Zingiberaceae) rizomlarıdır. Bileşiminde nişasta, uçucu yağ ve renk maddesi taşır (10). Droğun karminatif, stimülan, tonik ve kolagog etkileri bilinmek­tedir (13).
İlk kodekslerimizden Düstur al-Edviye’ de (20) kayıtlı olan drog, eski Mısır çarşı­smda çok satılırdı (14).
ZULUMBA, Rhizoma Zedoariae
Curcuma Zedoaria (Zingiberaceae) bit­kisinin rizomlarıdır. Drog, karminatif, sto­maşik, stimulan, ekspektoran ve diüretik olarak kullanılmaktadır (13).
Osmanlılar devrinde (2) hemoroid te­davisinde kullanılan drog, ilk kodeksleri­mizden Düstur al-Edviyeıde (20) kayıtlı olup, eski Mısır çarşısmda da aynı amaç için aranırdı (14).
Eskiden bu terkibe uygun olarak hazır­lanan mesir macunu son yıllarda bazı maddelerin bulunamamasından dolayı 8- 10 madde ile yapılmaya başlanmıştır (6).
Mesir macunu Darüşşifa’da başheki­min gözetiminde hazırlanırdı. 21 Mart’tan önce 41 çeşit baharat gerekli miktarlarda alınır ve Darüşşifa’da mevcut eczacılar tarafından karıştırılır ve dövülürdü. Daha sonraki yıllarda Darüşşifa’da akıl hastala­nnın tedavi edilmesi nedeniyle dövdürül­me işlemi onlara yaptırılmaya başlandı.
Halkın inanışma göre akıl hastalarınca dövülen baharattan yapılan macunun ayrı bir şifa verici özelliği bulunmaktaydı. Daha sonra macun haline getirilerek dağıtılırdı. Macunun dağıtılmasında ilk yıllarda Darüşşifaidaki hastalara, artan olursa Mi­nisatdaki fakirlere verilmesi şart koşul­muştu. Macunun şöhretinin zamanla art­ması ve çevreden gelenlerin çoğalması ne­deniyle cami minaresinden ve imaret kub­belerinden atılma şekli doğmuştur (6,38).
Mesir macunu için gerekli para Dariiş­Şifa vakfiyesinden sağlanırdı. Mesir macu­nu ilk defa 1539’da yapılmaya başlanmış ve bu iş için 800 akçe ayrılmıştı. Ödenek, 4. Sultan Mehmet Zamanında 1200, sonra da 2000 akçeye çıkarılmıştır. Sultan Re­şat devrine kadar 100-200 altın verilirken, 1951’de 500 lira, 1958’de 6000 lira öde­nek ayrılmıştır. Bugün Vakıflar Genel Mü­dürlüğü Sultan Camii Külliyesi Vakfı tara­fından mesir macunu yapılmak üzere Mesir Komitesi’ne yeteri kadar ödenek verilmektedir (6,22).
Mesir macununun inanışlara göre faydaları şunlardır:
1. Bu macundan yiyen kimseyi o yıl yılan sokmaz,
2. Nevruz günü ağır hastalar yerse iyileşirler,
3. Macun yiyenler bir sene boyunca hastalıklardan korunur,
4. Cinsi kudreti artırır,
5. Çocuk hastalıklarına iyi gelir,
6. Gelinlik çağındaki genç kızlar o yıl evlenir,
7. Macunun sarıldığı kağıt evlerin ka­pısına yapıştırılırsa o eve bir sene yılan girmez (22,25,36).

SONUÇ

Manisa’da her yıl 21 Mart’ı içine alan ve 1 hafta süren şenliklere Mesir Bayramı adı verilir. Bu bayram sırasında Hafsa Sul­tan Camiinin şerefelerinden halka 8-10 maddeden yapılan Mesir Macunu atılması geleneği sürdürülmektedir. Macunun tarih­sel-geleneksel değerinin dışında herhangi bir tedavi edici veya antidot özelliği bulunmamaktadır. Buna rağmen halkın Me­sir macunu yiyerek bazı hastalıklardan korunacağı ve kurtulacağı inancı sürmek­tedir. Mesir macunundan medet umanların sayısının giderek azalması ise halkın artık gelenekleri akılcı yönleriyle yaşattı­ğı gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır.

KAYNAKLAR
1. Altınkurt, O., Gıdalarımız Bazılarının izole Kurbağa Kalbi üzerindeki Far­makolojik Etkileri, A.ü. Ecz. Fak. Mec. 2 (1), 37-46 (1972).
2. Asıl, E., Osmanlı Saray Eczacılığı ve Osmanlılar Devri’nde Kullanılan Drog­ların Farmakoloji ve Farkakognozi Yönünden ifade Ettiği Değerler (Dok­tora Tezi), A.C. Eczaatlık Fakültesi, Ankara (1974).
3. Asil, E., Anadolu Selçukluları Devri Tıp ve Eczacıhk Kurumu (Doçentlik Tezi), Ankara (1979).
4. Aydın Vilayeti Salnamesi, Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi Kayit No: 29396 r No: II/1846.
5. Bayat, A.H., Manisa Mesir Bayramı ve Darüşşifa’sı, Manisa Turizm Derneği Yayıyınları: 2.
6. Baylav, N., Eczacılık Tarihi, Yörük Matbaası, İstanbul (1968).
7. Baytop, A., Farmasötik Botanik, Baha Matbaası, İstanbul (1977).
8. Baytop, T., Türkiye’nin Tıbbi ve Zehir-Bitkileri, İsmail Akgün Matbaası, İs­nbul (1963).
9. Baytop, T., Farmakognoziye Giriş, İsmail Akgün Matbaası, İstanbul (1966)
10. Baytop, T., Farmakognozi Ders Kitabı, Baha Matbaası, İstanbul (1971)
11. Bézanger-Beauquesne L., Pinkas M., Torck M., Trotin, F., Les Plantes Dans la Theraeutique Moderne, Editör: Maloine S. 27, ruede l’Ecole de-Medicine, 5006 Paris (1975).
12. Claus, E.P., Varro, E.T., Brady, L.R., Pharmacognosy, Printed in the USA (1971).
13. Çelebioğlu, S., Farmakognozi Repetitorium, Çelik Cilt Matbaası Istanbul (1963).
14. Demirhan, A., Mısır Çarşısı Drogları (Doktora Tezi), Sermet Mat. İstanbul (1975).
15. Dinçer, M.S., Mesir’in Mucidi Merkez Efendi ve Hafsa Sultan, Mesir Mec. Hep İleri Matbaası, 1971, s.10.
16. Eyüpoğlu, İ.Z., Tann Yaratan Toprak Anadolu, Sinan Yayınları (1973).
17. Eyüpoğlu, İ.Z., Anadolu Kuvvet Ma­cunları, Seçme Kitaplar (1976).
18. Gunther, R.T., The Greek Herbal of Dioscorides, Hafner Publishing Co., New York (1959).
19. Güven, K.C., Tıbbi F ormüller, Çelik Cilt Matbaası, İstanbul (1969).
20. Hüseyin, S., Düstur al-Edviye, Mekteb-i Tıbbiye Matbaası, İstanbul (1874).
21. Karamanoğlu, K., Farmasötik Botanik Ders Kitabı, A.ü. Ecz. Fak. Yayınları, Sayı: 24, Ankara (1973).
22. Karaöz S., Mesir, Gediz Mat. (1960).
23. Major, R.H., A History of Medicine, Press of Menasha, USA (1954).
24. öktel, N.M., Farmakoloji 2. Fasikül, Güzel Istanbul Matbaası, Ankara (1965)
25. özönder, H., Mesir Macununun Tarih­çesi, Hayat Tarih Mec: (4), 24-26 (1970),
26. Parmaksızoğlu, İ., Nevruz, Türk Ansik­lopedisi, 25, 218 (1977).
27. Perrot, E., Paris, R., Les plantes Medi­cinales (I), Presses Universitaires de France (1971).
28. Perrot, E., Paris, R., Les plantes Medi­cinales (2), Presses tinuversitaires de France (1971).
29. Said, H.M.,    Book on Pharmacy and Materia Medica, Hamdard Natio n al F oun datio n, Pakistan, Karach (1973).
30. Soytürk, H., Mesir Bayramı’nın Doğu-şu ve Mesir Macunu, Mesir Mec. (1971)
31. Şehsuvaroğlu, B.N., Eczacılık Tarihi Dersleri, Hüsnütabiat Matbaası, İstan bul (1970).
32. Tanker, M., Tanker, N., Farmakognozi (I), özışık Matbaası, İstanbul (1973).
33. Tanker, M., Tanker, N., Farmakognozi Cilt 2, Reman Matbaası, İstanbul (1976)
34. Tuser, H., Manisaida Mesir Bayramı, T. F.A., 6, 2097 (1960).
35. Uzluk, F.N., Genel Tıp Tarihi I, Güzel İstanbul Matbaası, Ankara (1958)
36. Ünver, S., Bahar Macunları, Hayat Ta­rih Mecmuası (2), 16-20 (1972).
37. Yakar, N., Renkli Türkiye Bitkileri At­las’, Fasikül I, II, III, Matbaa Teknis­yenleri Basımevi, İstanbul (1964).
38. Yörükoğlu, N., Manisa Bimarhanesi, İ. Ü. Tıp Tarihi Enstitüsü Yayını, (1946).
39. Yörükoğlu, N., Mesir Sözcüğünün Eti­molojisi, Mesirin Terkibi ve İhdas Se­bebi, Ankara Tıp Bülteni, 4 (2), 171- 188 (1982).

Views All Time
Views All Time
480
Views Today
Views Today
4
hekim.org © 2017 Frontier Theme